Skip to content

Türkçe konuş, çok konuş!

1980’li yıllar, Türkiye’nin karakteristiğini anlamak ve bu ülkeyi tanımak için yeterli bir zaman dilimine işaret eder. O yıllardan bir cezaevi duvarı. Kürtçe konuşmak işkence edilmek için bir sebep ve zaten mesaj çok açık: Türkçe konuş, çok konuş. Yani Kürtçe konuşursan bir daha konuşamayabilirsin.

Kürtlerin hayatına ilk kez 24 Eylül 1925 tarihli Şark Islahat Planı çerçevesinde giren Kürtçe konuşma yasağı, 25 Ocak 1991′de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı ile geçersiz hale getirildi. Kürtler üzerinde yoğun baskıların olduğu bu dönemde esas olarak 1983 tarih ve 2932 sayılı Türkçe’den Başka Dillerde Yapılacak Yayınlar Hakkında Kanun kaldırılması kararlaştırılmıştı.

Şark Islahat Planı’nda açıkça ifade edildiği gibi Malatya, Elaziz, Diyarbekir, Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Hozat, Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Palu, Çarsancak, Çemişkezek, Ovacık, Hısnımansur, Behisni, Arga, Hekimhan, Birecik, Çermik gibi il ve ilçelerde hükumet ve belediye dairelerinde, okullarda, çarşı ve pazarlarda Kürtçe konuşanların hükumet emri ve kuvvetiyle cezalandırılması hükmüne bağlı olarak yasaklanan Kürtçe, resmî ideoloji tarafından da sürekli olarak reddedilmiş ve böyle bir dilin olmadığı savunulmuştu. Ne var ki 12 Eylül yönetimi döneminde çıkarılan yeni bir yasa ile Kürtçe adı zikredilmeden Kürtçe’nin konuşulması ve kullanılması ceza gerektirecek fiiller içerisine konulmuştu. Bu tarihten sonra Kürtçe’nin kamuya açık alanlarda kullanılması fiilen yasaklandı ve Kürtçe konuşanlar cezalandırıldı. Trajikomik bir boyuta varan bu yasaklamalardan en ilginci ise, şikayet halinde, Kürtçe şarkıların çalındığı kasetçaların sahibiyle birlikte 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmasıydı.

Bu yasa, 25 ocak 1991’de yapılan bakanlar kurulu toplantısı ile geçersiz hale getirildi. Kürtler üzerinde yoğun baskıların olduğu bu dönemde esas olarak 1983 tarih ve 2932 sayılı Türkçe’den başka dillerde yapılacak yayınlar hakkında kanun kaldırılması kararlaştırılmıştı. Yapılan bir basın toplantısıyla kamuoyuna, dönemin devlet bakanı ve hükümet sözcüsü Mehmet Yazar tarafından “fiili duruma uymayan ve tatbiki de mümkün olmayan gereksiz kısıtlamalar içerdiği” için kaldırıldığı duyurulan yasa, basında Kürt dilinin kullanılmasının önünü açarken radyo-TV gibi sesli ve görüntülü yayınlarda Kürtçe yasağını sürdürmeye devam ettirdi. Bir gazetecinin “Güneydoğu’ya yeni bir bakış açısı mı söz konusu?” şeklinde sorduğu soruya devlet bakanı Mehmet Yazar “Evet, genel bir bakış açısı, gerçekçi bir bakış açısı” diye cevap vererek Kürtler ile hükümet arasında iyice gerilmiş olan ortamın yumuşamasına sebep oldu. Bu yasanın yürürlüğe girmesinden yaklaşık üç yıl sonra, 26 Şubat 1994′te Türkiye’nin ilk resmî Kürtçe gazetesi olan Azadîya Welat yayın hayatına başladı.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Share on Tumblr0Email this to someoneShare on Google+0